Kızımız yer dibinden aydınlığa çıkarken bir yandan kendince güzel bulduğu insan manzaralarını fotoğraflıyor bir yandan da yanında bulunan yabancının yanına hangi akla hizmet geldiğini kendince ölçüyordu...Bazen bu yaptıklarını sadece macera aramak için mi yaptığını çok merak ediyordu...Ama cevap gayet açıktı,kendisini yaşayarak öğrenenler sınıfına dahil ediyordu...Fırsatları kaçırarak değil,onları yakalayıp başarı şansını en azından %50 olarak gören eğer ki başarısız olursa bunda yaşadığı hayal kırıklığını,kaçırarak yaşadığındakinden daha kolay atlatılabileceğini düşünürdü...Heyecanı her zaman çenesine vuranlardandı aslında boş değil ama hızlı ve fazla bilgi yükletince karşısındaki kafa birden pert olurdu...Bu yüzden yanındaki yabancıya her saçma bişey diyeceği zaman deklanşöre basarak kendini engelledi...Arada kaçamak bakışlarını yakaladığı yabancının yüzüne tebessüm ederek baktı...Utanmasa lise çağlarında hissedecekti kendini...Eminim ki yanakları kızarmıştı tıpkı karşısında hala adını öğrenemediği yabancının ki gibi...
Aydınlığa geldikleri zaman çoçuğa dönüp elini uzatarak ismini söyler,çocuksa isminin Benjamin olduğunu ama kısaca ona Benji demesinin hiçbir sakıncası olmadığını belirtir...İsimleri çok uyumlu olmasada yürürken geçtikleri mağazalardan birlikteki yansımalarına aniden bir adım durarak bakıyordu kız...Bence gayet uyumlu dedi içinden...Sonra yaşadığı hayal dünyasından çıkmak için telefonuna sarıldı hem iş arkadaşı hem de dostu olan arkadaşına "ıt is what it is"diye aralarında kullandıkları kodu yazdı...Sonra birden aklına geçenlerde metronun sağ tarafında üşenip çıkamadığından beklediği anda önünde Marsilyadan gelen 30'una 4 kalan bir gencin ona bakmasını sağlayarak 1 dk boyunca süren yürüyen merdiven yolculuğunda adını, sanını ,yaşını öğrendikten sonra ,arkadaşı tarafından fotoğrafları çekilmişti,unutmadan onuda almalıydı arada böyle çılgınlıklarının hatıralarını saklardı...Benjamin kıza dönerek cevap beklermişcesine tek kaşını kaldırarak baktı..Kızda birden kendine gelerek "galiba birşey kaçırdım" diyerek yüzünü yapabileceği en masum şekle getirip af diledi...Bu her zaman işe yarardı..."Benimle kahve içmeye gelir misin "diye sormuştum der genç çocuk..Kız "tabiki "diyerek kafası ile de onayı verir...Kız , Benjamine'e nereli olduğunu söyleyince yüzünün aldığı hali ile uzun süre dalga geçebilirdi..."Aslında hem şaşırdım hem şaşırmadım,Bu kadar cesaretliliğinin atalarından geldiğini bilmeliydim" der Benjamin...Kızda ağzını yamultarak "Tabi ya ne demezsin"dedi...Kırmızı tenteli,demir masa ve sandalyelerden oluşan,fransız aşk şarkılarının cirit attığı samimi bir cafe'ye geçtiler aslında dışarıda ısıtıcılar vardı kızda Benjaminin kolundan çekerek içeride oturabilir miyiz ben üşüyorum da "der...Benjamin tabi ki diyerek " ne içersin" diye sordu?Kızda "içinde bolca süt bulunan birşey olsun gerisi farketmez " diye cevap verdi...Benjamin kızın omzuna dokunarak müsade istedi ve içeriye gitti...
Benjamin geri dönerken kız küçük bir şokla karşı karşıya geldi...Aslında kollarını sıvamış ve tagheuer saatinin gözükmesi ile karizma gözüküyordu ama kırmızı önlüğü belinde görünce hayır olamaz diye düşüncelere boğulmaya gitti...Tanrım bir erasmus bebesi ile çıkamazdı...Tamam hayata biraz erken başladığı için yaşıtları özellikle tembel olanlar hala 3 veya 4. sınıfta idi bu yüzden beyin dalgaları birbirine uyuşmuyordu...Hele ki erasmus adı altında ye-iç-seviş konseptindekilerle takılmaya hiç niyeti yoktu ,aslında partilerde takılıp bunları marifet sayıp eller havada fotoğraflarını profil fotosu yapanlara saygısı sonsuzdu ama mevzu bahis kendine gelince "just rule" geçerli idi...Sonra birden master öğrencisi olabileceği aklına geldi evet evet böyle düşününce kendisine daha bir yakın hissetti çünkü kendiside üniversiteye başladığından beri geçimini kendi sponsorluğunda devam ettirmişti...Son şeçenek ise kız için oldukça korkutucu idi... Ya işssiz güçsüz serseri Fransız genci ise....İşte buna gelemezdi çünkü kız için en önemli şey hatta kendisine takıntı haline getirdiği şey eğitimdi...Hatta bazen en az üç bölüm diye dayattığı bile oluyordu karşısındakilere...
"Hanımfendi buyrun mocha'nız "dediğinde birden irkildi kız...Böylece paranoyak düşüncelerinin esirinden biraz olsun kurtulabilmişti...Üzgün suratla Benjamin'e dönerek "ne yani benimle oturmayacak mısın ?"dedi...Sonra iç sesi biraz önce bir sürü ihtimal dahilinde korktun şimdi çocuğa dudaklarını yuvarlamış kur yapıyorsun bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyerek kızdı, iç sesini bastıramıyordu kız ne de olsa haklı idi...Tabi ki kalacağım part time'cılara gösterilen 10 dk musemma'dan yararlandım diyerek bir yandan da belindeki kırmızı önlüğü katlayarak dizinin üstüne koydu...Mocha'larından birer yudum alarak kafasını kaldıran Benjamin kız'a "Bir an metronun kapılarına karşı gelip, hiç başaramayacağını düşündüm "dedi....Kızda "pardon başardığım neymiş ki ben ortada zafer falan görmüyorum" der...Benjamin kızın neredeyse burnuna kadar yaklaşarak " eğer ki şuan karşımda isen ,eğer ki inmemen gereken durakta indi isen ve de ben bugüne kadar hiç almadığım izni alarak iş saatlarimde seninle oturuyorsam...Ortada başarılan gayette çok şey var Küçük hanım "diye lafı yapıştırır...Kız tam edith piaf eşliğinde kıvama gelen sözcükler ile hareket edecek iken birden meraklı Benjamin kızın kitabının arasında ki zarfa uzanır..."I dont forgive u.ever never "diye üzerinde yazılanları seslice okur kız o kadar sinirlenir ki...."It is not your business,mind your own business" la devam eder ve son olarakta "Time is up" diyerek eli ile gitmesini işaret eder....Benjamin'de" Sir yes sir"diyip bütün alınganlığı ve hüznü ile masadan kalkar...
Kız sinirinden kendine dönerek herşeyi b.ka çevirmede üstüne yok dimi tıpkı laf sokmada ve dominantlıkta ki başarın gibi der...İç ses artık kızın yaptıklarına gerçekten tahammül edemez ve senin şu Oğlak kadınlığından bir an önce istifa etmen lazım ne biliyim git çin takvimine neyim geç belki senin karakterin değişir diye inanmayacağı şeyler der ...Kızda yaptıklarından üzülerek çantasındaki küçük not defterini çıkarır...."Les Deux Magots at 8 pm "yazar ve elini kaldırarak hesabı ister Benjamin üzgün bakışlarla ona doğru gelir... ... Bu üzgün bakış kıza oldukça tanıdık geliyordu ne zaman birini kırsa bu bakışlar dejavu etkinliği altında onu geçmişe götürürdü....Ben davet ettim lütfen saçmalama" der.... Kız da bunun üzerine " İstenilen gibi geçmeyince ödemeyi yapmayı yeğlerim" der... İyice b.k ettiğini çocuğun sinirlenerek adisyonu getirmesi ile anlar... Kız içine notu bırakarak suçluda olsa burnundan kıl aldırmayan aristokrat tipler gibi elini kaldırarak "Au revoir Benjii" der....
Birden kar yağmaya başlar o kadar güzeldir ki hemen bir Starbucks'a girip sıcak çikolata alarak arkadaşının dersten çıkmasını bekler,çıktıktan sonra da bu zamana kadar birikmiş bütün lak lak'ı yaparlar...Müzede çekim falan derken ... Kız dayanamayarak bugün yaptığı hödüklüğü arkadaşı Elena'ya atlatmaya karar verir kızda Ipod'undan "Freaky girl" şarkısını açarak bana bu şarkı hep seni hatırlatır der...Ha ha komik şey diyerek akşama hazırlanmak için hosteline döner 5 li duşlardan turkuaz renkli duşakabini seçer çünkü her zaman bu renk onu dinginliğe sürüklemişti...Saçını kurutma ve düzleştirme işini biarada yürüttükten sonra kırmızı "ball gown" adını verdiği kıyafeti giyer vücuduna oturan belden aşağısı kalıp gibi balon etek şeklinde mini bir elbisedir havanın soğuğunu ve kar'ını göz önüne alarak 100 den opak siyah çorap giyer Steve Madden oxfordlarının içine ....Siyah pelerininide giyerek altta kalmış buğday rengindeki saçlarını dışarı çıkarır buluşma yeri hosteline yakın olduğu için yürümeye karar verir...Yanlız yeni yağan karın kayganlığından dolayı yavaş yürümek zorunda olduğunu düşünür...
Birden omuzunda bir el hisseder geri döndüğünde ise burnunun dibinde lila rengi hangi tür çiçek olduğunu anlamadığı ama süper şekilde sunumu yapılan kırmızı kurdeleli bir buket ile karşı karşıya kalır...Benjamin kızın elini tutarak "Galiba eski ve tatsız bir hikayeye burnumu soktum ve bunun için geçte olsa özür dilemek istiyorum umarım bunları kabul edersin" der... Kızda "asıl ben sen ve senin gibi günahı olmayanları bugüne kadar yargıladığım ve cezalandırdığım için özür dilerim "der ve eğer sen kabul edersen bu çiçekler benden sana gelsin demesiyle göz kırpamaması bir olur... Benjamin elinde çiçeklerle utancından ne yapacağını anlamayarak kızarır ve "o zaman bugün Metroda tanıştığım üstün cesaret örneği gösteren kıza gelsin "diye çiçekleri kıza uzatır...Kızda galiba istersek bu oyunu sabaha kadar sürdürebiliriz ama ben çok açım diye ambianstaki romantikliği dağıtmak ister...Benjamin o zaman seni öyle bir yere götüreceğim ki bayılacaksın ve böylece bana hikayeni anlatman için fazladan zamanımız olacak deyip kızın elini tutarak vespasındaki siyah kaskını vererek arkasına binmesine yardımcı oluyor..Kız kendini 52'li yıllarda vespanın arkasında Roma'yı baştan sona gezen Audrey gibi hissediyor ama suratına soğuk geldikçe hayal dünyasından uyanması bir oluyor ... Sinuzutunun artmaması için kafasını Benjaminin sırtına gömerek acaba biraz daha yavaş kullanabilir misin" diyor...Çocukta "tabi matmazel nasıl isterseniz" diyerek hızını azaltıyor...Kız sarılmaktan ötürü Benjamin'in karın kaslarının oldukça sağlam olduğu kanaatine varır...Aklına birden Amelie'nın motor üstündeki tipi aklına gelip içten içe sırıtyor kız :)
Sokak arası küçük bir restauranta girmişler aşırı soğuk ve kardan korkarak umarım sigara içmiyordur diye düşündü kız...Bu arada ilk defa burayı bu kadar kar altında görüyordu ...İçeri girdiler Benjamin sandalyesini çektiğinde birden ürperdi her yakışıklı erkeği her zaman % 50 gay olabilme ihtimali ile değerlendiriyordu...Kız aşırı derecede ön yargılı idi ve bununla birlikte geliştirdiği altıncı hissi onu hiçbir zaman yanıltmamıştı...Ve Benjamin'de hiç de öyle bir potansiyel görmemişti yani sandalye çekimini kibarlığına verebilirdi...Çocuk bir pizza kız ise alfredo ister...Ve başlarlar konuşmaya ...Benjamin kendinden bahsetmeye başlar... Annesi Fransız, babası Alman'mış sabah buluşulan cafe'nin ailesinin olduğunu sömestr'da da yardım için orada çalıştığını söyler... Meğersem içeride 10 dk için izin istediği sarışın mavi gözlü Hansgillerden olan amca babası imiş,aslında kız yakından uzaktan hiç benzetememiş ama neyse :) ... Berlin'de master yapıyormuş...Bölümünü duyunca kız anlık bir şok geçiririr ama bunu da Tanrı'nın bir lütfu olarak görmüş...Aynı zamanda Berlin'de bir barda çalıyormuş, müzik grubu varmış... Arta kalan zamanlarında ise profesyonel dersler alıyormuş fotoğrafçılık konusunda...Çocuk böyle anlatırken kız birden iç sesine seslenerek umarım bana neler yaptığımı sormaz demiş...Çünkü kız son bir senedir stand-by konumunda olduğu için kendini bir arpa boyu yol kat edememiş olarak görürmüş...Ve Banjamin kızın gözlerine bakarak sırasını ona savmış...Şimdi konuşma sırası ukala kızımızda imiş...
P.S:Hikayenin devamı verilen izin doğrultusunda gelecektir :) ...
xoxoxoxo Grace Happy....








.jpg)
isteriz isteriz devamını en kısa sürede isteriz:)
YanıtlaSilEline saglik cok guzel olmus yine, devamini bekliyorum. Resimler de cok guzel, sen mi cektin? Sen de kirmizi sevengillerden oldugun icin begendin sanirim : ) Geyik kolyemi cok seviyorum, bir gun bir tatil icin falan bir yerlerde olurmusuz mesela birlikte, o zaman senin takman icin odunc veririm seve seve : )
YanıtlaSilI love Paris!! Such a romantic city!
YanıtlaSilI hope you will have a lot of fun in Genoa, if you need some info just ask me :)
Kiss
great ;) maybe follow each other?
YanıtlaSilçoraplardaki 100 den ayrıntısı beni çok eğlendirdi:)))devamı merakla beklenmekte...
YanıtlaSilYine grace ve super yazisi
YanıtlaSilUkala ve şapşirik bayan, devamını bekliyoruz merakla!!! ;)
YanıtlaSilyerim senin bu sürükleyici yazılarını ben şekerler şekerimmmmm:)))
YanıtlaSilfotolarada bittim yalnız,hepsi birer sanat eseri resmen:))
şimdi okuyunca benimde bir romanım var daha tamamlanmamış biran parça parça yayınlasam mı dye düşünemden edemedim çok keyifliydi:))
YanıtlaSilsevgiler...
3. bölümle arayı bu kadar açmasa kızımız pek makbiiile geçecek:)
YanıtlaSilUu ne güzel bi postmuş bu böyle okmaya bakmaya doyamadıımm :))
YanıtlaSilcut the crap Grace! you immediately come to point :)love u
YanıtlaSilElena
istiyorussssss :)
YanıtlaSilo son resmin güzelliği ne olcak ölee <3
YanıtlaSilsüper yaa, hadi yaz yaz yaz sende bir kenara yaz bütün hikayeni :))
öperim
sevgiler
Çok merak ediyorum ama, kaç bölüm ki bu hikaye :) 3 olsun, son olsun :)
YanıtlaSil